İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi ile Konya Emirgazi İlçe Devlet Hastanesi’nden gelen son haberler, sağlık çalışanlarının zor çalışma koşullarının ciddi bir sorun haline geldiğini gösteriyor. Kamu sağlık tesislerindeki personel eksiklikleri ve artan iş yükü, sağlık hizmetlerinin kalitesini ve hasta güvenliğini tehdit ediyor.
BirGün’den Sibel Bahçetepe’nin aktardığı bilgilere göre, İstanbul’daki Çam ve Sakura Şehir Hastanesi ve Konya Emirgazi İlçe Devlet Hastanesi’ndeki doktorlar, “Hem iş yükü hem de yönetimlerin baskıları bizi yıpratıyor” diyerek duruma tepki gösteriyor. Avrupa’nın en büyük hastanelerinden biri olarak bilinen Çam ve Sakura Hastanesi’nde, Kadın Doğum ve Jinekoloji bölümlerindeki kriz sağlık sistemindeki sıkıntıları gözler önüne seriyor.
MHRS üzerinden yapılan randevuların her 10 dakikada bir verilmesi, kontrol ve sonuç hastalarının eklenmesiyle birlikte muayene sürelerini 5 dakikaya kadar düşürüyor. Hastaların yatak doluluğu nedeniyle, sezaryen ve büyük jinekolojik ameliyat geçirenlerin, Sağlık Bakanlığı’nın yönergelerine aykırı bir şekilde “erken taburcu” edildiği iddia ediliyor. Bazı durumlarda ise hekimlerin, sezaryen kararları sebebiyle idari birimler tarafından telefonla sorgulandığı öne sürülüyor.
Konya Emirgazi’deki durum ise “hukuka aykırı geçici görevlendirmeler” ile anılıyor. Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur’un açıklamalarına göre, mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen hekimler sistematik bir şekilde farklı hastanelere gönderiliyor. Uğur, pratisyen hekimlerin büyük bir kısmının Devlet Hizmet Yükümlüsü (DHY) olarak atanmış acil servis doktorlarından oluştuğunu hatırlatarak, “Mevzuat açık olmasına rağmen, bu hekimler ‘ihtiyaç’ bahanesiyle aylardır başka sağlık kurumlarına geçici olarak görevlendirilmektedir. Özellikle Konya Kemal Belviranlı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ile Ereğli Devlet Hastanesi’nde sistematik görevlendirmeler yapılıyor.” dedi.
Hastanelerde olması gereken 6 doktorun yalnızca 4’ü aktif olarak çalışırken, acil servislerde tek doktorla sürdürülen nöbetler hem hasta güvenliğini hem de halkın sağlık hakkını riske atıyor. Artan baskı ve sürdürülemez çalışma şartları, kamu hastanelerinde ciddi bir personnel kaybına yol açıyor. Çok sayıda uzman ve asistan hekimin özel hastanelere geçiş yaptığı veya farklı kurumlara tayin talep ettiği iddiaları da gündeme geliyor.